Aktüel Dergisi'nin Y Kromozomu Yanılgısı


Aktüel dergisinin 6 Mart 2003 tarihli sayısında "Erkekler Dirençli Çıktı: Yok olma Tehlikesini Evrim Geçirerek Atlatacaklar" başlıklı bir yazı yayınlandı. Yazıda, Y kromozomunun son yıllarda iddia edildiği gibi X'in gölgesinde kalarak erkek neslini tehlikeye sokmadığı; aksine "evrim" sayesinde çok daha aktif bir rol kazandığı ileri sürülüyordu. Bu yazıda Aktüel dergisinin bu iddiasına yanıt verilecektir.

Aktüel dergisinde yer alan yazının detaylarına geçmeden önce cinsiyet kromozomları ve bunların kökenleri hakkında evrimci literatürde yer alan iddialar hakkında bilgi vermek uygun olacaktır. Bilindiği gibi insanlardaki 23 kromozom çiftinin 22si, homolog (aynı) otozomlardan (cinsiyeti belirleyen kromozom dışındaki kromozomlar) meydana gelir. Kalan kromozom çifti ise X ve Y kromozomlarından meydana gelir ve cinsiyeti belirler. Bu çift erkeklerde XY, kadınlarda ise XX formunu alır. X kromozomunda yaklaşık 3000 gen bulunmasına rağmen Y kromozomunda sadece 30 kadar gen bulunur. Evrimcilerin iddiası, X ve Y kromozomlarının, başlangıçta birbirinin aynısı olan otozomlar halindeyken, eşliklerini yitirerek evrimle bugünkü hallerine ulaştıkları yönündedir. Bu iddiaya göre X kromozomu sözde yeni genler kazanabilmişken Y kromozomu sahip olduğu genleri yitirmiş ve yok olmaya doğru küçülmektedir.

X kromozomu pekçok görevle ilgili olmasına karşın Y kromozomu iki üç görevle; sperm üretimi ve protein inşasıyla igilidir. Ancak Y kromozomunu özel kılan bir gen vardır. SRY geni ismi verilen bu gen, anneden X, babadan Y kromozomu almış bir embriyonunun gelişimi sırasında devreye girerek, cinsiyet organlarının, erkek cinsiyet organları oluşturacak şekilde gelişmesini düzenler.

Aktüel dergisinde Y kromozomu hakkındaki bazı endişelerden söz edilmekte ancak David Page isimli araştırmacının çalışmalarının bu endişeleri giderdiği belirtilmektedir. Yazıda, Page'den önceki dönemde Y kromozomunun mutasyona uğrayarak yok olacağından korkulduğu, ancak Page'in çalışmalarıyla Y kromozomunun, sanıldığından daha fazla özelliğe sahip olduğunun ve erkek neslinin tehlikede olmadığının anlaşıldığı anlatılmaktadır. Aktüel dergisinde konuyla ilgili olarak, "Bu eşsiz kromozom zayıflamış olsa bile varlığını sürdürmeye kararlı. Çünkü Y kromozomu evrim geçiriyor" yorumu yapılmaktadır. Ancak Aktüel dergisinde bunun ötesinde bilgi verilmemekte, Page'in çalışmalarının detaylarına hiç girilmemektedir. Y kromozomuyla ilgili evrim senaryolarının anlaşılması için Page'in çalışmaları hakkında bazı bilgiler vermek yerinde olacaktır.

Cinsiyet kromozomlarının evrimi senaryoları 29 Ekim 1999 tarihinde ünlü Science dergisinde yer alan bir makalede yayınlandı. Bruce T. Lahn ile David Page, "X kromozomu üzerinde dört evrimsel katman" başlığıyla yayınlanan makalelerinde cinsiyet kromozomlarının 240 ila 320 milyon yıl arasındaki bir dönemde evrimleştiklerini ileri sürüyorlardı. İddiaya göre cinsiyet, yüzmilyonlarca yıl önce kromozomlar yoluyla değil, günümüzde bazı timsah ve kaplumbağa türlerinde olduğu şekilde, ısı gibi çevresel faktörlerin etkisiyle belirleniyordu. Günümüzdeki X ve Y kromozomlarının sözde ataları aynı otozomdu ve hayali evrim sürecinde X ve Y'ye dönüşmüşlerdi.

Page ve Lahn, X ve Y kromozomlarında ortak olarak bulunan ve başlangıçta aynı olan iki otozomdan kaldığı öne sürülen 19 gen belirlemişlerdi. Bilim adamları, bu ortak genlerin cinsiyet kromozomlarının sözde evrimsel tarihine ışık tutabilecek fosiller gibi olduklarını öne sürüyorlardı. Y'de kromozom geneline yayılmış olan sözde ortak genler, X'in kısa kolu üzerinde ve birbiri ardınca sıralanan dört blok halinde bulunuyordu. Birer evrimci olan Page ve Lahn, bu dört bloku jeolojik katmanlara benzetiyor ve bir tür 'fosil kazısı' yaptıklarını söylüyorlardı. Page ve Lahn, bu katmanlardaki genlerin, diğer memelilerdeki genlerle benzerliklerini kıyasladıktan sonra katmanların sözde evrimsel yaşlarını ortaya koydukların öne sürüyorlardı. Evrimciler bu katmanların sırasıyla 240 ila 320 milyon yıl; 130 ila 170 milyon yıl; 80 ila 130 milyon yıl ve 30 ila 50 milyon yıl önce farklılaştığını iddia ediyorlardı.

Bu yöntem, cinsiyet kromozomlarının evrimle ortaya çıktığını baştan şart koşan, sonra X ve Y kromozomlarındaki ortak genlerle diğer memelilerdeki genleri karşılaştıran bir yöntemdir. Dikkat edilirse Page ve Lahn, evrimi bir gerçek olarak kabul etmekte ve tümdengelim yöntemiyle bunu cinsiyet kromozomlarına uyarlamaktadırlar. Bu muhakeme hatalıdır çünkü bir kısır döngüye dayanmaktadır: Önce evrimin doğruluğu varsayılmakta, sonra bu varsayıma dayalı bir hikaye ortaya atılmakta, sonra da bu hikaye evrimin kanıtı gibi gösterilmektedir. Buna bir örnek olarak, şöyle bir mantık yürütmeyi gösterebiliriz:

1) Bisikletler ve arabalar ortak bir atadan evrimleşmiştir.
2) Bisikletlerin ve ve arabaların tekerleklerinin bulunması, kendisinden evrimleştikleri ortak atadan miras kalmıştır.
3) Hem bisikletlerin hem de arabaların tekerleklere sahip olmaları, ortak bir atadan evrimleştiklerinin kanıtıdır.

Elbette ki bu mantık yürütme yanlıştır, çünkü ortada kanıtlanan hiç bir şey yoktur. Sadece aynı inanç (yani arabalarla bisikletlerin "evrimleştikleri" inancı) tekrar edilip durmaktadır.

Cinsiyet kromozomları hakkındaki değerlendirme de aynı şekilde bir kısır döngü mantığıdır: Önce bu kromozomların evrimleştikleri varsayılmakta, sonra taşıdıkları ortak genler bu varsayıma göre yorumlanmakta, sonra da bu yorum "evrim kanıtı" gibi sunulmaktardır. Aktüel gibi dergiler de buna inanmaktadır!

Öte yandan bu mantık yürütmenin en başında yapılan evrim varsayımı bilimsel kanıtlar karşısında geçersizdir: Genetik bilimi, canlıların genomlarına bilgi eklenerek basitten komplekse doğru bir evrimin mümkün olmadığını göstermiştir. Yani X ve Y kromozomlarının hayali ataları olan otozomlardaki bilgiyi oluşturabilecek, sonra da bunu evrimleştirecek doğal bir mekanizma yoktur. Evrim teorisini çökerten açmaz şudur: Hangi mekanizma tek hücreli bir canlıyı pelikan, palmiye ağacı veya insana dönüştürebilir? Bunun doğal seleksiyonla gerçekleşmesi imkansızdır, çünkü seleksiyon bilginin elenmesiyle ilgilidir. Örneğin bir grup canlı, kalın kürk meydana getirecek genetik bilgi taşımayan bireylerin elenmesiyle soğuğa daha dayanıklı hale gelebilir. Ancak bu seçilim kalın kürk yapan genetik bilginin kökenini açıklamaz. Bu durumda Page ve Lahn'ın ata olarak benimsediği kromozomların evrimle ortaya çıkmasının imkansız olduğu ortaya çıkar.

Embriyonun erkek olarak gelişmesini düzenleyen SRY geninin X kromozomunda değil de sadece Y kromozomunda bulunması da evrime bir darbedir. Çünkü evrimciler bu genin Y kromozomunda tesadüfi mutasyonlarla ortaya çıktığını iddia etmektedirler. Oysa bu gende, diğer tüm genlerde olduğu gibi, işlevsel bilgi mevcuttur ve bu bilgi yoktan 'yazılamaz'. Yazılamaz, çünkü gendeki nükleotidler alfabetik bir dizilim ortaya koyarlar. Bilgiden mahrum bir gene, rastlantısal nükleotid değişimleriyle bilgi eklendiğini kabul etmek, şuurdan mahrum bir şempanzenin, bir bilgisayarın tuşlarına rastgele basarak bir kitap yazabileceğini kabul etmeye benzer. Görüldüğü gibi evrimcilerin SRY geniyle ilgili iddiaları tamamen sağduyuya aykırı ve dogma olarak savunulan bir iddiadan ibarettir.

Y kromozomunun, hayali atadaki genlerin zaman içinde elenmesiyle ortaya çıktığı iddiasına gelince, bu durumda çok sayıda genin elenmiş olduğunu kabul etmek gerekir. Eğer bu genlerde delesyon (kromozomun bir parçasının kaybolması) gibi bir 'kromozom mutasyonu' meydana gelmişse, böyle büyük çaplı genetik bilgi kaybı organizma açısından ölümcül veya ölümcül olmasa bile tahrip edici etkiler meydana getirecektir. Örneğin insanlarda kronik miyelositik lösemili hastalarda 22. kromozomun uzun kolunda büyük bir delesyon vardır. 5. kromozomun kısa kolundaki delesyonla doğan çocuklar fiziksel kusurlar ve zihinsel gerilikler gösterirler. Böyle olması kaçınılmazdır çünkü genler organizmada, bazen birbirinden farklı yapılarda, birçok görev üstlenirler. Genin yitirilmesi, bu görevlerin yerine getirilemeyeceği anlamına geldiğinden, organizma üzerinde tahripkar etkiler ortaya koyar. Eğer genler farklı organlarda etkili oluyorsa, böyle genlere pleiotporik gen adı verilir. Örneğin insanda kolların, bacakların ve parmakların çok uzun olmasına (örümcek parmaklılık) neden olan bir dominant gen, aynı zamanda göz merceğinin tam yerinde olmamasına (ectopia lentis) yol açar.

David Page'in iddiası bu açmazları aşamamaktadır. Bazı benzerlikler arasında kurduğu evrimsel ilişkilerin hiçbir temeli yoktur ve bazı evrimci kaynaklarda bu durum açıkça itiraf edilmektedir. Memelilerdeki cinsiyet kromozomlarının atasal bir çift otozomdan evrimleştiği, Y kromozomunun da aşamalı olarak süren gen kaybı sonucu meydana geldiği iddiası için Current Opinion in Genetics & Development dergisinde şu yorum yapılmaktadır:

"Bu farklılaşmayla birlikte giden değişiklikler arasında sebep ve sonuç ilişkisi kurmak zordur".

Sonuç

Çeşitli konularda kadın ve erkekleri kıyaslayan yazıların popüler dergilerde görülmesi alışıldık bir durumdur. Aktüel dergisindeki yazının son cümlelerinden de Y kromozomu konusunun iki cinsiyet arasındaki kıyaslamalara yeni bir boyut olarak kaleme alındığı anlaşılmaktadır:

"Erkekliğin anahtarı olan Y kromozomu çok kan kaybetti ama rahat bir nefes alabilirsiniz; erkek neslinin kolay kolay teslim olmaya niyeti yok. Savaşçı cinsiyet ayakta kalmayı yine beceriyor".

Aktüel dergisi satış rakamlarını yüksek tutmak için istediği konuda kıyaslama yapma hakkına pek tabi ki sahiptir. Ancak bilimsel olarak geçersiz tezleri, üstelik modern bilimin bulgularıyla defalarca çürütülmüş evrim teorisinin tezlerini bilimsel gerçekler gibi sunması derginin ciddiyetini önemli ölçüde gölgelemektedir. Dergiye bilimsel konularda daha hassas bir yaklaşım sergilemesi ve evrim yanılgısına bir son vermesini tavsiye ediyoruz.

 
 
Ana Sayfa

 

www.bilgilerdunyasi.net © 2004