Hz. İbrahim'e Verilen Sayfalar Nemrut Dağı'nda mı Saklı?

   

Hz. İbrahim Allah'ın genç yaşlarda elçilikle şereflendirdiği, üstün vasıflara sahip olan bir kuludur. Allah şirk içinde olan kavminin içinden seçip, Kendi dinini tebliğ etme görevini ona nasip etmiştir. Allah Kuran'da Hz. İbrahim'e vahyettiklerini şu ayetle bizlere bildirmektedir:
“Yoksa onlar, Allah'ın Kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Doğrusu Biz, İbrahim ailesine Kitab'ı ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik. “ (Nisa Suresi, 54)

 

Üstteki ayette, İbrahim ailesine, yani Hz. İbrahim ve soyuna, "Kitap ve hikmet" verildiği bildirilmektedir. Rabbimiz, Hz. İbrahim'e "sahifeler" verdiğini bir ayette şu şekilde bildirmektedir:
“Ahiret ise daha hayırlı ve daha süreklidir. Şüphesiz bu, önceki sahifelerde vardır; İbrahim'in ve Musa'nın sahifelerinde.“ (A'la Suresi, 17-19)

Bu ayetlerde açıkça görülmektedir ki, Allah Hz.Musa'ya Tevrat'ın vahyinden daha önce Hz. İbrahim'e "sayfalar" indirmiştir. Bu sayfalarda, Hz. İbrahim'in Allah'a teslimiyete dayalı olan hanif dini vardır. Peygamber Efendimiz (sav) de bu konuyla ilgili şu şekilde buyurmaktadır:
"Ey Allah'ın Resûlü, Hz. İbrahim ve Hz. Musa'nın suhuflarında olanlardan herhangi bir şey size indirildi mi?" diye sordum, şu cevabı verdi:

“Ey Ebu Zerr! (Evet, şu mealdeki ayetler indi deyip okudu:) "Şüphesiz iyi temizlenen ve Rabbinin adını zikredip de namaz kılan kimse umduğuna erişmiştir. Belki siz dünya hayatını üstün tutarsınız. Halbuki âhiret daha hayırlı, daha süreklidir. Şüphesiz ki bunlar evvelki sâhifelerde, İbrahim ile Musa'nın sahifelerinde de vardır."

Hz. İbrahim Hanif Bir Müslümandı

Tarih boyunca insanlar İbrahim Peygamberin hangi dine mensup olduğu konusunda tartışmışlardır. Yahudiler onu, tüm Yahudilerin peygamberi olarak kabul eder ve kendilerinin Hz. İbrahim'in yolunu izlediklerini ileri sürerler. Hıristiyanlar, Hz. İbrahim'in Yahudilerin peygamberi olduğunu kabul eder, ancak onun kendisinden sonra gelecek olan Hz. İsa'ya tabi olduğunu iddia ederek Yahudilerden ayrılırlar.

     
   

Oysa Allah Kuran'da, Hz. İbrahim'in ve soyunun dini konusunda tartışanların bu konuda hiçbir bilgilerinin olmadığını haber vermektedir. Ayrıca Allah Hz. İbrahim'in Hıristiyan mı, Yahudi mi olduğunun tartışılmasının akılsızca bir tartışma olduğunu ayetlerde şu şekilde bildirmektedir:
“Ey Kitap Ehli, İbrahim konusunda ne diye çekişip tartışıyorsunuz? Tevrat da, İncil de ancak ondan sonra indirilmiştir. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? İşte sizler böylesiniz; hakkında bilginiz olan şeyde tartıştınız, ama hiç bilginiz olmayan bir konuda ne diye tartışıp-duruyorsunuz? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.“ (Al-i İmran Suresi, 65-66)

Hz. İbrahim hakkında en doğru bilgiyi bize öğreten kaynak Kuran'dır; çünkü Kuran, Allah'ın tahrif edilmemiş olan tek kitabıdır. Hz. İbrahim'in dini hakkındaki kesin gerçek bir Kuran ayetinde şöyle bildirilir:
“İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyandı: ancak, O hanif (muvahhid) bir Müslümandı, müşriklerden de değildi. “ (Al-i İmran Suresi, 67)

Hz.İbrahim'in dini hakkındaki tartışmalar Allah'ın kendisine indirdiği sayfaların orjinallerin ortaya çıkmasıyla kesin olarak sonuçlanacaktır. Bu sayfalarda yukarıdaki ayetlerde bildirildiği gibi, Hz. İbrahim'in Allah'a “Bir ve Tek” olarak iman eden bir müslüman olduğu bildirilmiştir. Sayfaların ortaya çıkmasıyla bu gerçeğin anlaşılması bir çok farklı dinden insanını İslamiyeti kabul etmelerine vesile olacaktır.

Hz.İbrahim bu bölgede doğmuştur. Putperest kavmine yine bu bölgede dini tebliğ etmiştir. Kavminin lideri olan Nemrud'la olan mücadelesi yine bu yörede gerçekleşmiştir.

Bu sayfaların orjinallerinin, Güneydoğu Anadolu'da Adıyaman bölgesinde olan Nemrud dağındaki 2500 yıllık kalıntıların içinde olduğu düşünülmektedir.

Aynı yerin henüz ulaşılamayan bölümlerinde Nemrud'un Mezarı, kabartma yazıtlar, hazineler ve o dönemi anlatan pekçok bilginin de bulunması gerekmektedir. O dönemin yöneticileri tarafından suç unsuru kabul edilen Hz. İbrahim'in sayfalarının burada bulunması ihtimali de vardır. Çok önemli olan bu belge ve bilgilerin, en derin ve ulaşılması en olanaksız gibi gözüken alanlara gizlenmiş olması, istenmeyen kişilerin bunlara ulaşmasının engellemesi için çok iyi bir sistem kurulmuş olduğu düşünülebilir. Zira ulaşım zorluğu ve tehlikeler sebebiyle 2004 yılına gelinmesine rağmen halen bu korunaklı alanlara ulaşılamamıştır. Ancak titiz ve yüksek teknoloji kullanılarak yapılacak bir çalışma ile bu son derece önemli tarihi belgelere ulaşılması mümkün olabilir. Devasa boyutlardaki bu taş yığınlarının açılması çok zor olacaktır. Bunun için özel bir sistem kurulmalı, dağın açılmasına uç kısımlardan başlanmalıdır. Tepeden düşme ihtimali olan taşlara karşı bir set inşa edilmeli, bölgede meydana gelecek bir kazayı önlemek açısından gerekirse kısmi bir tahliye yapılmalıdır. Ayrıca çok önemli bilgi ve belgeyi buraya koyanlar, bu yerin, uzun yıllar boyu bulunduğu coğrafi konum itibariyle etraftan gelen saldırılara karşın ele geçirilememesini de gözönüne almış olabilirler. Örneğin Kommagena Krallığı çok küçük bir krallık olmasına rağmen Pers ve Roma saldırılarına karşı koymuş ve yıkılmamıştır. Bu da bölgenin güvenirliliğini ayrıca teyit etmektedir.

Nemrud Dağı ve mezarın sırrı

Hz. İbrahim'den tarihi kaynaklara göre yaklaşık 3000 sene sonra inşa edilen Nemrud dağı tapınağı bugün aralarında UNESCO'nun da bulunduğu bir çok uluslararası kuruluş tarafından dünyanın en önemli kültür hazinelerinden biri olarak kabul görmektedir. İlk ortaya çıkarıldığı 19. yüzyıldan beri bölgede birçok arkeolojik kazı yapılmış, Türk ve yabancı arkeologlar bu tapınağın özelliklerini araştırmışlardır. Bugün sadece bir bölümü ortaya çıkartılan kalıntıların yapımı sırasında Nemrud Dağı'nın tepesi insan gücüyle traşlanmış, 6 ton ağırlığında blok kayalar kilometrelerce uzaklıktan dağın tepesine taşınmıştır.

 
     
     
   

Nemrud dağı üzerinde çalışmalar yapan Türk Alman ve Amerikalı arkeologların üzerinde ittifakla birleştigi önemli bir nokta vardır. Dağın içinde oyularak hazırlanılmış ikinci bir bölüm vardır. Bu bölümün mezar odası olduğu sanılmaktadır. Bu odaları bulmak için Roma döneminden günümüze kadar defalarca tüneller açılmıştır. Fakat bu girişimlerin hiçbiri başarılı olamamıştır. Bu kadar gizli korunmasından dolayı bilim adamları bu bölümün çok önemli olduğunu ve içeride çok değerli belgeler olduğunu düşünmektedirler. Bu bölgede yapılan arkeolojik kazılar bu gerçeği göz önüne alarak ilerlemelidir. Dinler tarihini ortaya çıkaracak, farklı dinlerden insanların İslamiyete bakışını değiştirecek ve en önemlisi Hz. İbrahim'in gerçek dinini vasiyetine uygun olarak insanlara gösterecek bu keşif ortaya çıkartılmalı, çalışmalar hızla sonuçlandırılmalıdır.

Hz. İbrahim "Tek Başına Bir Ümmetti"

 
     
     
   

“Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti; Allah'a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden değildi.” (Nahl Suresi, 120)
Hz. İbrahim, Allah'ı herşeyin üzerinde tutan, sadece O'nun rızasını gözeten, O'na içten bağlı olan, yalnızca Allah'tan korkup sakınan ve Allah'a güvenip dayanan bir peygamberdir. Çok sayıda insanı karşısına aldığı, onlar tarafından öldürülmek, hatta ateşe atılmak istendiği halde, imanından kaynaklanan cesareti ve tevekkülü sayesinde Allah'ın dinini hakim kılmak için yaptığı mücadelesinde çok kararlı olmuştur.

Tüm iman sahiplerinin de, Hz. İbrahim'in bu üstün ahlakına özenmeleri ve tek başına kalsalar da Hz. İbrahim gibi tevekküllü, cesur, kararlı, samimi, teslimiyetli ve iradeli olmaları gerekmektedir. Bunun için öncelikle yapılması gereken ise, bir ve tek olan Rabbimize gönülden teslim olmak, sadece O'ndan korkup, O'nu dost edinmektir. Çünkü bir mümin, dünyanın herhangi bir yerinde inkarcı bir topluluğun içinde, tek başına da kalsa Allah'ın rızasını kazanma şevki ve isteği, onu daima hayırlı davranışlarda bulunmaya, ibadetlerini yerine getirmeye, din ahlakını eksiksizce yaşamaya ve Kuran ahlakının bir gereği olarak insanlara din ahlakını tebliğ etmeye yöneltir. Allah'ın her zaman yanında olduğunu, her an onu koruyup desteklediğini bilmenin verdiği güç ile hareket eder. Kim Hz. İbrahim ile aynı ahlakı gösterir, Allah'a aynı sadakat ve teslimiyetle bağlanırsa, Hz. İbrahim gibi "tek başına bir ümmet" kuvvetinde kılınmayı umabilir.

 
   
 
   
Bugüne Kadar Yayınlanmış Olan Konuları Okumak İçin Tıklayınız
 
   
 
 
www.bilgilerdunyasi.net © 2004